December 30th, 2010
Halkın Gazetesi Birgün
GÜLTEKİN ÇİZGEN'E YANIT
Buna hipergerçekçiliğin temsilcisi fotoğrafçı Gottfried Helnwein’ı da ben katarsam
Kitap ile ilgili fikirsel temelde tek eleştiriniz Cindy Sherman ve Sherrie Levine gibi çağdaş sanatçıları örnek almam üzerine. Buna hipergerçekçiliğin temsilcisi fotoğrafçı Gottfried Helnwein’ı da ben katarsam –okuduğunuzu söylediğinize göre- bana da geriye üçünü de eleştirdiğim bölümleri gözden kaçırdığınızı söylemek kalır.

Fotoğraf Dergisi’nin Ekim-Kasım sayısında Sayın Gültekin Çizgen benim geçen yıl çıkan “Fotoğraf İdeolojisi- Algıda Gerçeğin Bozulumu” adlı kitabım üzerine kaleme aldığı yazıya cevaben bir yazı yazmak istedim. Eğer farklı düşüncelerin dile gelmesinden ve tartışılmasından rahatsızlık duymazsanız yazımı dergide yayınlamanız ricasında bulundum. Öncelikle Gültekin Çizgen’e kitabıma değer verip okuduğu ve okumakla kalmayıp değerlendirme yazısı yazdığı için teşekkür ederim. Emeğe önem vermek benim de üzerinde hassasiyetle durduğum bir konudur. Bu kitabın yazımı ve diğer çalışmalarım için verdiğim emeğe saygı olgun bir davranıştır. İmroz üzerine yaptığım sosyal belgesel çalışmamı, Aze’nin İzi adlı romanımı ve son olarak da Fotoğraf İdeolojisi kitabımı okuduğunuz ve çalışmalarımı takip ettiğiniz biri olduğunuz için tekrar teşekkür ederim. Ben de sizin çalışmalarınızı yakinen takip ediyorum. “Gençlere dikkat etmek, ilgi göstermek elzemdir,” cümlenizle elliye ramak kalmış biri olarak size borcumu çay ısmarlayarak ödeyebilir miyim bilemiyorum! Ülkemizde “Her şeyi Batı üzerinden düşünme” genel hastalığından bahsediyorsunuz ve bunun üzerinden kitabı eleştiriyorsunuz. İster sanat disiplinlerinde olsun ister pozitif bilimlerde olsun buna siyaset de dâhil böyle bir genellemeye takılan kişiler vardır, doğrudur. Kitabın ileri sürdüğü temel düşünce üzerinde bir şeyler yazmamışsınız. Fikir ileri sürmemişsiniz. Ben kısaca değinmek isterim, çünkü yararlanılan kaynaklar hakkındaki eleştirinize yanıt olacağını düşünüyorum. Kitabın temel meselesi; günümüz egemen ideolojinin/neo-liberal politikaların pseudo özgürlük nidaları, ‘gerçeği’ yok sayarak hipergerçekliğin yerini aldığı iddiası ve dolayısıyla kavramların içinin boşaltılmasıyla yeni bir kültür oluşturma gayretlerini eleştirmek üzere kuruludur. Üstelik bunu da görüntü toplumu yaratarak yapılmaktadır. En başta televizyon, sonra reklam panoları, sinema ve fotoğrafı yoğunlukla kullanılır. Amacım ‘görsel ideolojiyi’ fotoğrafın görsel dili üzerinden anlatmak. İktidar görüntünün yapı taşı olan fotoğrafı ve fotoğrafın dilini nasıl manüple eder? Kitabın alt isminden anlaşılacağı üzere ‘gerçeğin bozulumu’nu sağlayarak insanların dolayısıyla toplumların algı mekanizmalarını nasıl etkiler? Bu düşüncelerden yola çıkmak bile Batı egemen ideolojinin eleştirisidir.

Kitap ile ilgili fikirsel temelde tek eleştiriniz Cindy Sherman ve Sherrie Levine gibi çağdaş sanatçıları örnek almam üzerine. Buna hipergerçekçiliğin temsilcisi fotoğrafçı Gottfried Helnwein’ı da ben katarsam –okuduğunuzu söylediğinize göre- bana da geriye üçünü de eleştirdiğim bölümleri gözden kaçırdığınızı söylemek kalır. Sayfa 138 de sorduğum soru ve yanıtını, yine sayfa 150 de soru ve yanıtı, bu sanatçıların eleştirisi ve son olarak sayfa 154 deki Baudrillard Eleştirisi başlıklı yazı, sayfa 174 de Levine eleştirisi, Batının egemen ideolojisinin ve kültürünün eleştirisi değil de nedir? Baş sayfalardaki Fukuyama’nın ‘tarihin sonu’ saptamasına eleştirim de cabası. (Sayfa 24)

complete article: